SOSYOLOJİK EVRİMİMİZ VE POLİTİKANIN SEYRİ

Türk sosyal yapısı modernleşmenin bir noktasında uzun süredir takılıp duruyor. Modernleşmenin körleştirilmesi prosesin stabiliteye dönüşmesi ile mümkün olabilir. Batı modernleşmesi Tanrı merkezli-insan merkezli- bireyi merkeze alan bir süreç takip etmiştir…

SOSYOLOJİK EVRİMİMİZ VE POLİTİKANIN SEYRİ
Son Güncelleme: Whatsapp

Türk sosyal yapısı modernleşmenin bir noktasında uzun süredir takılıp duruyor. Modernleşmenin körleştirilmesi prosesin stabiliteye dönüşmesi ile mümkün olabilir. Batı modernleşmesi Tanrı merkezli-insan merkezli- bireyi merkeze alan bir süreç takip etmiştir. Bizde durum biraz farklı. Biz toplum olarak her üçüne de sahibiz. Sosyolojimiz homojon yapıya sahip toplumlardan bu yönüyle ayrışmaktadır. Toplumsal problemlerimizin büyük bölümü bu gelişim sürecini tamamlamadan çağın yaşantısına sahip olma isteğimizden kaynaklanmaktadır. Örneğin; başkalarının yaşamında etkili olma düşüncesi toplumsal katmanlarımızın tamamında vardır. Bu orta çağ bakışıdır. Çünkü orta çağ insanı Tanrı buyrukları ile hareket ettiğini düşünerek ötekileri de doğru olana sevk etme felsefesine sahipti. Modern insan ise düşüncesi, inancı, ırkı, cinsi ne olursa olsun kimsenin yaşamında etkili olma düşüncesinde değildir. çünkü o her şeyden önce bir bireydir. Bu anlayışı hiç de beğenmediğimiz batılı yaşamlarda görüyoruz. Bu onla için bir problem yaratmıyor. Aksine bir çok toplumsal meselenin kendiliğinden çözümüne katkı sağlıyor. Ülkemizde kendisini modern- ilerici olarak tanımlayanlar bu geri kalmış düşüncenin kendi yaşamlarında etkili olduğunu fark edemiyorlar. Muhafazakar ve dindar kitle zaten kendisini tarihin belli bir dönemine takılmış olan anlayışı terk etme niyetinde değildir. Böyle bir girdap ve yaşam felsefesinin toplumsal değişmelerin önünde de set olduğunu görmemiz gerekir. Bu durumun etkilerini en çok siyaset alanında görüyoruz. Kendisine bir misyon yüklemiş siyaset adamları ölünceye dek elde ettikleri gücü bırakma niyetinde değildir. Diğer siyasi yapıları ötekileştirip, siyaseti yaşamın merkezine koymak başka türlü bir orta çağ anlayışıdır. Gelişmiş toplumlarda ölene kadar toplumsal yapıların başında duran bir adam bulamazsınız. Çünkü o her şeyden önce bireydir. Toplumun diğer bireylerinin de kendisi kadar kıymetli olduğunu bilir. çünkü o modern insandır. ÖNERİM: 1: Yeni bir anayasa yapıp toplumsal örgütlenmeleri kesin bir statüye kavuşturarak, müdahaleye açık kapı bırakmamak. 2:Siyasi partiler yasası ve sivil toplum yasaları bu anlayışla yeniden düzenlenmelidir. 3:Devrim niteliğinde toplumsal değişmeleri engelleyen bütün yapılar çökertilmelidir. 4:Bireyselleşme eğitim felsefemizin temel hareket noktası haline getirilmelidir. 5:İnançlar ve ideolojiler için serbest yaşam alanları oluşturulmalıdır. Başkalarının yaşamlarını etkileme istekleri yasalarla engellenmelidir.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

betnis giriş
betnis
yakabet giriş